Rekabet Yasağının Uygulanmasında Mühendislerle İlgili Yargıtay Kararları

  • İşçi sanayi alanında başarılı bir mühendis olarak iş ilişkisini istifa ile sonlandırmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede Kemalpaşa İlçesi başta olmak üzere Ege ve Marmara Bölgesinde 10 yıllık rekabet yasağı öngörülmüştür. İşçi, ayrıldıktan sonra haksız rekabet oluşturacak şekilde İşverenin müşteri portföyünde bulunan firmalarla ilişkiye girmiştir. Bunun üzerine İşveren rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi %30 indirimle cezai şartı kabul ederek davanın kısmi kabulüne karar vermiştir. İstinaf Mahkemesi ise rekabet yasağı sözleşmesinin Anayasal çalışma ve sözleşme özgürlüğüne aykırı olup geçersiz olduğu gerekçesiyle İşçinin başvurusunu kabul etmiştir. Temyiz Mahkemesi ise somut olaya TBK 444 ile 445’in uygulanması gerektiğini, bu bağlamda rekabet sözleşmelerinin yer ve zaman bakımından sınırlandırılabileceğini, ayrıca bu hükümler aşırı nitelikte olursa mahkemenin de sınırlandırabileceğini; bu durumda mahkemenin TBK 445/2’yi değerlendirmesi gerekirken İstinaf mahkemesinin tüm talepleri reddetmesini hukuka aykırı bulup kararı bozmuştur.   

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2018/1016 K. 2019/6713 T. 24.10.2019

“Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 10 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer Kemalpaşa ilçesi başta olmak üzere Ege ve Marmara Bölgesi dahilindeki il ve ilçeler olarak belirlenmiştir. TBK’nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.

Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki 19/01/2012 tarihli sözleşmenin 6098 Sayılı TBK’nın 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçelerle davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

  • İşçi üretim planlama uzmanı olarak çalıştığı yerden istifa etmiş, çalışma sözleşmesine göre 2 yıl haksız rekabet etmeme yasağı olduğu halde aynı sektörde faaliyet gösteren yeni bir şirkette çalışmaya başlamıştır. Davacı İşveren, İşçiden cezai şartı talep etmiş, şirkete karşı da haksız rekabetin önlenmesi davası açmıştır. Yargıtay davayı şirket yönünden reddetmiş İşçi yönünden ise mahkemenin TBK 445/2 maddesini değerlendirmiş olması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2016/12316 K. 2018/3828 T. 22.05.2018

“Davacı vekilinin, davalı … yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK’nin 445. maddesi tatbik edilecektir. Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin rekabet yasağını düzenleyen 9. maddesinde zaman ve coğrafi alana yönelik bir sınır getirilmemiştir. TBK’nin 445/1 fıksarında bu tür sözleşmeler bakımından, yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek şekilde sınırlayamayacağının düzenlendiği, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirerek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde gözönünde tutmak suretiyle sınırlandırabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki hizmet sözleşmenin TBK’nın 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, rekabet yasağının yer yönünden sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa’da öngörülen çalışma özgürlüğü ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

  • Yazılım uzmanı olan İşçi, İşverenle coğrafi sınırı belli olmayan ve İşçinin elektronik yazılım ve tasarım alanında faaliyet göstermemesini aksi takdirde 200.000 TL cezai şart ödeyeceğini öngören bir rekabet yasağı sözleşmesi imzalamıştır. İşyerinden ayrıldıktan sonra aynı alanda iştigal eden bir şirketin kurucu ortağı olmuştur. Davacı İşveren icra takibi başlatmış, İşçinin itirazı üzerine söz konusu dava açılmıştır. Hem alt derece mahkemeleri hem de Yargıtay, coğrafi sınırı belli olmayan ve İşçinin mesleki faaliyeti sürdürmesini bütünü ile engelleyen bu sözleşmenin geçersiz olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2018/1587 K. 2019/3071 T. 17.04.2019

“Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki 20.01.2011 tarihli gizlilik ve rekabet yasağı sözleşmesinin 7. Maddesinde belirtilen “işverenin faaliyet gösterdiği alanlarda şirket kurma, kurulmuş bir şirkette her ne sıfatla olursa olsun çalışmama ” yasağının, yazılım uzmanı olan davalının ” elektronik yazılım ve tasarım” alanında faaliyet göstermemesini şart edip, davalının mesleki faaliyeti sürdürmesini bütünü ile engelleyeceği konu itibariyle geçerli bir sınırlama olmadığı gibi, yer olarak da hiçbir sınırlama getirilmemiş olması karşısında, 818 Sayılı BK’nın 349. maddesi uyarınca anılan sözleşmenin geçerli olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak davalının gerçekleşen somut eyleminin rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğinin de ileri sürülemeyeceği, davacı şirketin başka bir çalışanla imzaladığı aynı sözleşmenin geçersiz olduğunun emsal bir davada, Yargıtay 11.Hukuk Dairesini’nin 22.06.2016 gün ve2015/8627 E.-2016/6912 K. Sayılı kararı ile de kabul edilmiş olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karara verilmiştir…  Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.”

  • İşçi, üretimde çalışan ve müvekkil şirketin üretim sırlarına vakıf olan kilit personel niteliğindedir. Belirsiz süreli iş sözleşmesinde brüt ücretinin on katı cezai şartı olan rekabet yasağı maddesi konulmuştur. İşçi istifa ederek İşverenin FDG adlı ürünüyle rekabet halinde olan bir nükleer teknoloji araştırma şirketinde çalışmaya başlamıştır. Davacı İşveren, davalının rekabet yasağına aykırı davranması nedeniyle oluşan cezai şart alacağından şimdilik 10.000 TL tutarındaki kısmının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece talep konusunun miktarının tartışmasız bir şekilde belirli olduğu hallerde davacı tarafından belirsiz alacak – kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacağı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Ancak, 11.04.2015 tarihinde HMK’da yapılan değişiklikle bölünebilir alacaklar yönünden, dava hakkının kötüye kullanılması yasağı dışında, kısmi dava açılabilmenin yolu açılmıştır. Mahkemece, bu usul kanunu değişikliği tartışılarak bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/2337 K. 2015/8258 T. 15.06.2015

“Dava, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, 11 Nisan 2015 tarihinde ve 29323 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6644 sayılı “Yargıtay Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda değişiklik yapılarak HMK’nın 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklik sonucunda, bölünebilir alacaklar yönünden, dava hakkının kötüye kullanılması yasağı dışında, kısmi dava açılabilmenin yolu açılmıştır. Bu itibarla mahkemece, derhal yürürlüğe girecek olan bu usul kanunu değişikliği tartışılarak bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”

  • ODTÜ mezunu elektrik mühendisi İşçi belirsiz süreli sözleşmeyle kablo imalatı yapan İşverenin şirketinde çalışmaktadır. Temmuz 2010’da şahsi sebeplerle istifa etmek istemiş, sonra vazgeçmiş, İşçi 2011 yılında aksesuar bölüm şefliğine terfi ettirilmiştir. İşçi Ağustos 2011’de farklı kariyer hedefleri olduğunu söyleyerek yine istifa etmiş, rakip firmanın yeni açılan merkezinde çalışmaya başladığı öğrenilmiştir. İşçi, şirketin ileri teknoloji ürün imalatına dair her türlü gizli bilgiyi bildiği için Gizlilik ve Rekabet Etmeme Sözleşmesine aykırı davrandığı gerekçesiyle 16 aylık brüt maaşı tutarında cezai şart İş Mahkemesinden istenmiştir. Yargıtay, iş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizliğin iş mahkemesinde görüleceğini ancak iş sözleşmenin sona ermesinden sonra İş Mahkemesinin görevli olmaktan çıktığını bu nedenle ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekirken işin esasına girmesini hukuka aykırı bulup, kararı bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/5443 K. 2015/19439 T. 27.05.2015

“İş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizlik iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturur. Bu rekabet yasağının sözleşmeden veya kanundan kaynaklanmasının hukuki sonuçları ile aynıdır.

Oysa somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart alacağı istemektedir. Rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesi iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkarmaktadır. Ayrıca rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesiyle kanun koyucu çok açık bir şekilde 818 Sayılı Kanun’un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında da hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 Sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara dair davaların 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”

  • Mühendis ve fabrika müdürü olarak çalışan İşçi, İşverenle cezai şartı 50.000 Dolar olan rekabet yasağı sözleşmesi imzalamıştır. İşçi, şirket bünyesinde çalışmakta iken mesleğinden kaynaklanan bilgisini kullanarak vekili bulunduğu şirkete özgü bilgi, doküman ve fikri haklarının kullanmış ve kişisel yarar sağlamıştır. İşveren, Asliye Ticaret Mahkemesinden dava tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte cezai şartı talep etmektedir. Yargıtay İşçinin rekabet yasağını iş akdinin devam ettiği zaman dilimi içinde ihlal ettiği iddia edildiğinden davanın İş Mahkemesinin görev alanına girdiğini, bu yüzden ilk derece mahkemesini görevsizlik kararı vermesi gerekirken esasa inmesini doğru bulmamış ve kararı bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2016/3381 K. 2017/6936 T. 06.12.2017

“Dava, rekabet yasağının ihlali sebebiyle tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalının şirketteki hizmet ilişkisi devam ederken dava dışı rakip firma ile gizlice iş ilişkisinde bulunduğunu, hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da rakip firmada çalışmaya başladığını ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart isteminde bulunmuş, mahkemece, yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olduğu ve hem işverenle çalıştığı süreyi hem de işten ayrıldıktan sonraki dönemi kapsadığı görülmektedir.

Davacı, vermiş olduğu dilekçelerde 2012 yılında şirketten ayrılan işçinin, 2010 yılında davacı ile dava dışı şirketin ithalat yapıp yapmadığına dair … Gümrük Müdürlüğü’ ne müzekkere yazılması talebinde bulunmuştur. Bu da göstermektedir ki davacı şirket, işçinin şirketle iş akdinin devam ettiği zaman dilimi için de rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini iddia etmektedir ve davanın bu sebeple İş Mahkemesi görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek reddi gerekirken davanın esasına girilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

  • Davalı İşçi elektronik mühendisi olarak İşverenin yanında çalışmaktayken henüz iş akdi sona ermeden aynı alanda faaliyet gösteren bir şirket kurmuştur. İşveren de aralarındaki 75.000 Dolar cezai şart öngören rekabet yasağı sözleşmesine binaen dava açmıştır. Davalı İşçi ise rekabet yasağı sözleşmesini serbest iradeyle imzalamadığını, kurduğu şirketin faaliyet alanının farklı olduğunu ve İşverenin müşterilerini tanıyabilecek ve sırlarına vakıf olabilecek konumda olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Yargıtay, rekabet yasağı sözleşmesi yer bakımından bir sınırlandırılma içermemekte ise de davalının ortaklarından olduğu şirketin, İşverenin şirketiyle aynı yerde faaliyet göstermesinden dolayı rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğini koruyacağına hükmetmiş, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2009/3417 K. 2011/2307 T. 03.02.2011

“Davalının, davacıyla arasındaki iş akdi devam ederken davacı şirketle aynı konuda faaliyet gösteren Erciyes Çelik Halat Tel San. ve Tic. A.Ş kurduğu Ticaret Sicil Kayıtları ve her iki şirketin Ana Sözleşmeleriyle sabittir. 4.12.2001 ve 11.3.2004 tarihli bilirkişi raporları ile her iki şirketin muhtelif tiplerde çelik halat ve tel üretiminde bulunduğu, 2000 yılı içerisinde 11 adet ortak müşteriye satış yapmış oldukları belirlenmiştir…

Taraflar arasında 7.6.1993 tarihinde imzalanan rekabet yasağı sözleşmesi yer bakımından bir sınırlandırılma içermemekte ise de davalının ortaklarından olduğu Erciyes Çelik Halat Tel San. ve Tic. A.Ş nin, davacı şirketle aynı yerde faaliyet gösterdiği anlaşıldığından bu sebeple sözleşmenin geçersiz sayılmasına imkan bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. ”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.